Hayran Korecesi kendi başına küçük bir dildir. Kelimelerinin çoğu daha uzun Korece kelimelerin kısaltmasıdır, birkaçı İngilizceden alınmıştır, bazılarının anlamı ise parçalarının düşündürdüğünden hayli farklıdır. Elli tanesini öğrendiğinizde bir hayran paylaşımı, bir duyuru ve bir yorum dizisi anlam kazanmaya başlar.
Biz, Haeyo öğretmenleri, bu sayı için yaptığımız okumalarda en sık karşımıza çıkan elli kelimeyi seçtik ve onarlı beş temaya ayırdık. Her kartta başlık Koreceyi ve romanizasyonunu, metin ise anlamı ve bir örneği verir. Örnekler, bir öğrencinin söyleyebileceği türden kısa cümlelerdir. Hiçbir kelime uydurmadık; birkaçını ise zararsız olmayan şeyleri anlattıkları için bir uyarıyla işaretledik.
Hayran olmak ve ayrılmak
덕질 (deokjil)
Adanmış bir hayranın yaptığı her şey: izlemek, biriktirmek, takip etmek, sevdiğiniz şey hakkında konuşmak. Örnek: 「주말에는 덕질해요.」 'Hafta sonları hayranlık faaliyetlerimle uğraşıyorum.'
최애 (choeae)
En sevdiğiniz üye ya da grup; en çok sevdiğiniz. Örnek: 「제 최애는 보컬이에요.」 'En sevdiğim vokalist.'
차애 (chaae)
İkinci favoriniz; birinci tercihinizin hemen arkasındaki. Örnek: 「차애도 생겼어요.」 'Bir de ikinci favorim oldu.'
입덕 (ipdeok)
Hayran olmak; aşık olduğunuz an. Örnek: 「이 무대 보고 입덕했어요.」 'Bu sahneyi görünce hayranı oldum.'
탈덕 (taldeok)
Hayranlıktan ayrılmak, hayran olmaktan vazgeçmek. Örnek: 「탈덕하려다 돌아왔어요.」 'Hayranlığı bırakmaya çalıştım ama geri döndüm.'
휴덕 (hyudeok)
Hayranlıktan ayrılmadan, hayranlık faaliyetlerine geçici olarak ara vermek. Örnek: 「시험 때문에 휴덕 중이에요.」 'Sınavlar yüzünden hayranlığa ara verdim.'
머글 (meogeul)
Hayran olmayan biri, sıradan bir halk üyesi. Örnek: 「머글도 아는 노래예요.」 'Hayran olmayanların bile bildiği bir şarkı.'
올팬 (olpaen)
Bütün grubun, her üyenin hayranı. Örnek: 「저는 올팬이에요.」 'Ben her üyeyi seviyorum.'
개인팬 (gaeinpaen)
Gruptan çok belirli bir üyenin hayranı. Örnek: 「개인팬도 늘었어요.」 'Tek bir üyenin hayranlarının sayısı da arttı.'
본진 (bonjin)
En sadık olduğunuz grup, üssünüz. Örnek: 「본진 컴백이에요.」 'Ana grubum geri dönüyor.'
Comebackler, programlar ve listeler
컴백 (keombaek)
Bir grubun yeni müzikle çıkması ya da tanıtım dönemine dönmesi. Örnek: 「다음 주 컴백해요.」 'Gelecek hafta geri dönüyorlar.'
선공개 (seongonggae)
Bir şarkının ya da albümün bir bölümünün geri kalanından önce yayımlanması. Örnek: 「선공개곡이 좋아요.」 'Ön yayımlanan şarkı güzel.'
음방 (eumbang)
음악방송'un, yani müzik televizyonu programının kısaltması. Örnek: 「오늘 음방 가요.」 'Bugün bir müzik programına gidiyorum.'
사녹 (sanok)
사전녹화'nın, yani önceden kaydedilen bir sahnenin kısaltması; aynı zamanda hayranların bu kayda gitmesi. Örnek: 「사녹은 새벽부터 줄 서요.」 'Kayıt için insanlar şafaktan itibaren sıraya girer.'
공방 (gongbang)
공개방송'un, yani katılabileceğiniz halka açık bir kaydın ya da yayının kısaltması. Örnek: 「공방 방청 신청했어요.」 'Halka açık programa seyirci olarak başvurdum.'
1위 공약 (iwi gongyak)
Bir grubun birinci olursa ne yapacağına dair önceden verdiği söz. Örnek: 「1위 공약이 뭐예요?」 'Birincilik sözü nedir?'
앵콜 (aengkol)
Bis; tekrar ya da ek bir performans, bir galibiyetten sonraki şarkı da dahil. Örnek: 「앵콜을 외쳤어요.」 'Bis için bağırdık.'
역주행 (yeokjuhaeng)
Bir şarkının çıkışından çok sonra listelerde yükselmesi. Örnek: 「옛날 노래가 역주행했어요.」 'Eski bir şarkı listelerde fırladı.'
총공 (chonggong)
총공격'in ('toplu saldırı') kısaltması: hayranların belirli bir saatte birlikte dinlemesi ya da oy vermesi. Örnek: 「오늘 밤 총공이에요.」 'Bu gece toplu bir dinleme seferberliği var.'
스밍 (seuming)
Streaming; hayranlar bir şarkıyı desteklemek için bilerek çalmaya bu adı verir. Örnek: 「스밍 돌려요.」 'Şarkıyı tekrara aldım.'

Etkinlikler, biletler ve elde tutulacak şeyler
팬싸 (paensa)
팬사인회'nin, yani hayran imza gününün kısaltması. Örnek: 「팬싸 응모했어요.」 'Hayran imza günü çekilişine katıldım.'
영통 (yeongtong)
Yüz yüze değil, görüntülü görüşmeyle yapılan bir hayran imza günü. Örnek: 「영통 팬싸에 당첨됐어요.」 'Görüntülü görüşmeli hayran imza gününde yer kazandım.'
하이터치 (haiteochi)
Her hayranla kısa bir el dokunuşu yapılan bir 'beşlik çakma' etkinliği. Örnek: 「하이터치회에 갔어요.」 'Beşlik çakma etkinliğine gittim.'
팬미팅 (paenmiting)
Hayran buluşması; grup ile hayranları arasında bir etkinlik. Örnek: 「팬미팅 예매했어요.」 'Hayran buluşması için bilet aldım.'
선예매 (seonyemae)
Ön satış: hayran kulübü üyeleri genel halktan önce rezervasyon yapar. Haziran 2026'da birkaç grup önce bir Kore içi, sonra bir küresel ön satış kullandı. Örnek: 「선예매 성공했어요.」 'Ön satışta bilet alabildim.'
떼창 (ttechang)
Tüm seyircinin birlikte şarkı söylemesi. Örnek: 「앵콜에서 떼창이 터졌어요.」 'Bis sırasında kalabalık hep bir ağızdan şarkı söylemeye başladı.'
응원법 (eungwonbeop)
Bir şarkı için hayran tezahürat düzeni: ne zaman seslenilir, ne zaman alkışlanır. Gerçeklerini hiç yazmıyoruz. Örnek: 「응원법을 외웠어요.」 'Tezahüratı ezberledim.'
응원봉 (eungwonbong)
Resmi ışıklı çubuk. Örnek: 「응원봉을 챙겼어요.」 'Işıklı çubuğumu yanıma aldım.'
포카 (poka)
포토카드'ın, yani üyenin fotoğrafının bulunduğu küçük bir kartın kısaltması. Örnek: 「포카 교환해요.」 'Fotokart takas ediyorum.'
앨범깡 (aelbamkkang)
İçinden fotokart çıksın diye albüm açmak; bunun için çoğu zaman birkaç tane alınır. Örnek: 「앨범깡하다 지쳤어요.」 'Albüm açmaktan yoruldum.'
Mağazalar, uygulamalar ve fandomun kendi alışkanlıkları
굿즈 (gutjeu)
Resmi ürünler: ışıklı çubuklar, rozetler, giysiler vb.; İngilizce 'goods' sözcüğünden. Örnek: 「굿즈를 샀어요.」 'Biraz ürün aldım.'
시즌그리팅 (sijeun geuriting)
Bir şirketin sattığı, bir takvim ve küçük eşyalardan oluşan yıllık set. Örnek: 「시즌그리팅 예약했어요.」 'Sezon selamı setini ön sipariş verdim.'
멤버십 (membeosip)
Ücretli bir hayran kulübü üyeliği. Örnek: 「멤버십이 있어야 해요.」 'Üyeliğinizin olması gerekiyor.'
버블 (beobeul)
Sanatçı başına bir abonelik olan, ücretli mesajlaşma uygulaması. Örnek: 「버블 알림이 왔어요.」 'Bubble bildirimi geldi.'
위버스 (wibeoseu)
HYBE grubunun topluluk, mağaza ve üyelik sunan hayran platformu. Örnek: 「위버스에서 공지를 봐요.」 'Duyuruları Weverse'te okuyorum.'
팬카페 (paenkape)
Çevrimiçi bir hayran topluluğu; çoğu zaman hayran kulübünün yuvası. Örnek: 「팬카페에 가입했어요.」 'Hayran kafesine üye oldum.'
생카 (saengka)
생일 카페'nin, yani hayranların bir günlüğüne kiraladığı doğum günü kafesinin kısaltması. Örnek: 「생카에서 컵홀더를 받았어요.」 'Doğum günü kafesinde bardak kılıfı aldım.'
서포트 (seopoteu)
Hayranların bir grup için düzenleyip bedelini ödediği destek; reklamlar ya da atıştırmalıklar gibi. Örnek: 「지하철 서포트를 했어요.」 'Metroda bir destek yaptık.'
조공 (jogong)
İdollere hediyeler. Hayran kitlesinin büyüyen bir kısmı artık bunun yerine 서포트 diyor; bazı ajanslar ise hediyeleri tümüyle reddediyor. Örnek: 「요즘은 서포트라고 해요.」 'Bugünlerde destek deniyor.'
홈마 (homma)
홈페이지 마스터'dan: grubu fotoğraflayan bir hayran. Çoğunlukla, hayranların 대포 dediği uzun bir objektifle görülürler ve birçok mekan bunları yasaklar. Örnek: 「홈마 사진이 예뻐요.」 'Hayran fotoğrafçının fotoğrafları çok güzel.'
Argo kültürün bir ipucudur: insanların icat ettiği kelimeler neyi önemsediklerini gösterir.
Perde arkası ve zor kelimeler
연습생 (yeonseupsaeng)
Henüz çıkış yapmamış bir stajyer. 2025'te bildirilen bir Kore araştırması, kayıtlı stajyer sayısının 2020'de 1.895'ten 2022'de 1.170'e düştüğünü gösterdi. Örnek: 「연습생 때 영상이에요.」 'Stajyer günlerinden bir video.'
데뷔 (debwi)
Bir grubun ya da şarkıcının ilk resmi faaliyeti. Örnek: 「다음 달에 데뷔해요.」 'Gelecek ay çıkış yapıyorlar.'
서바이벌 (seobaibeol)
Bir grubun üyelerini seçen yarışma programı. Örnek: 「서바이벌에서 뽑혔어요.」 'Hayatta kalma programında seçildiler.'
재계약 (jaegyeyak)
Münhasır bir sözleşmenin yeniden imzalanması. Örnek: 「재계약 소식이 나왔어요.」 'Yeniden sözleşme imzalandığı haberi çıktı.'
7년 징크스 (chilnyeon jingkeuseu)
Grupların sıklıkla yedi yıl civarında dağıldığına ya da anlaşmazlık yaşadığına dair, standart sözleşmede kullanılan süreye dayanan yaygın bir inanç. Bu bir söylentidir, kural değil. Yedi yıl, 2009 tarihli bir standart sözleşme şartından gelir. Örnek: 「7년 징크스가 있어요.」 'Yedi yıllık bir uğursuzluk var.'
군백기 (gunbaekgi)
Askerlik nedeniyle faaliyetlerde yaşanan boşluk. Örnek: 「군백기 동안 기다렸어요.」 'Askerlik boşluğu boyunca bekledik.'
솔로 활동 (sollo hwaldong)
Bir grup üyesinin bireysel faaliyeti. Örnek: 「솔로 활동을 해요.」 'Solo çalışma yapıyorlar.'
유닛 (yunit)
Daha büyük bir grubun bir kısmından oluşan daha küçük grup. Örnek: 「유닛 데뷔 소식이에요.」 'Alt grup çıkışı haberi.'
사생 (sasaeng)
Bir idolün özel hayatına tecavüz eden, suç olabilecek bir hayran. Bu kelime bir uyarıdır, bir hayran türü değil. Örnek: 「사생은 팬이 아니에요.」 'Bir sasaeng hayran değildir.'
악개 (akgae)
Kötü niyetli bir hayran; saldıran ya da nefret yayan biri. Örnek: 「악개 때문에 속상해요.」 'Kötü niyetli hayranlar yüzünden üzgünüm.'
